Nasıl Reklamcı Oldum?

Aslında her şey babamın elime bir gazete küpürü sıkıştırması ile başladı. Evet, hikaye bu. Neyse merak etmeyin; öncesinden az, sonrasından çok bahsedeceğim. Mesleğiniz ne diye sorduklarında gururla, bastıra bastıra reklamcı diyorum ama tabela üzerine mi dediklerinde her tarafı bulutlar basıyor, ona çare bulamadım.

Üniversite sınavına üçüncü kez girdiğimde kazandım; aslında Radyo, Sinema ve TV istiyordum ancak puanım devlet okullarında en üstteki (o zaman, 2009) İstanbul Ünivertesi – İletişim Fakültesi’nin hayli üstündeydi. Bir tek Eskişehir, Anadolu Üniversitesi – İletişim Fakültesi’ne yetmiyordu; olacaksa da ucu ucuna olacaktı ama ümitli değildim. Radyo, Sinema ve TV hazırlığındaydım. Bir gün babam “Bak, reklamcılık da revaçtaymış; reklamcılık bölümlerini de bir araştır.” deyip bir gazete sayfasını elime tutuşturdu. İlk etapta çok ciddiye almadım ama araştırmadan da durmadım. Fena durmuyor; aslında birbirine geçen bölümler. Kendi kabiliyetlerimin ve becerilerimin de farkındaydım. Birkaç yıl önce EA aka Eşit Ağırlık’tan öğrenci alan Kocaeli Üniversitesi sözelden öğrenci almaya başlamıştı. Ege Üniversitesi Reklamcılık da o sene açılıyordu yani hangisini yazsam gelecek gibiydi. İlk sırada Eskişehir, kritik ikinci seçime Kocaeli’yi koymuştum. Daha önce hiç Kocaeli’ye gitmemiştim. Hem iş hayatının İstanbul’da olduğunu biliyordum hem de Bursa’ya İzmir’den daha yakındı.

Sonuçlarda Kocaeli ÜniversitesiReklamcılık Bölümü gelmişti. Mutluydum, sırada ne vardı? Hazırlık sınavına girecektim, İngilizcem kötü değildi ama daha iyi olmalıydı. Babamla konuşup sınavdan kaldım, sadece seviye belirleme kısmını yaptım. Böylece bir sene İngilizce üzerine yoğunlaştım, sınıfın önüne geçtiğimi fark ettiğim anda ise bir ahbabımız sayesinde İzmit Merkez’de ağırlık basılı işler yapan bir ajansta stajyer/ofis boy olarak birkaç ay ilk sektör deneyimimi sağlamış oldum. Oturup tasarımcıları izledim, tasarım kitaplarını okudum. Müşteri ilişkilerini gözlemledim. Geriye dönük baktığımda aslında ne kadar küçük çapta bir iş olduğunu anladım ama deneyim, tasarım gözü ne derseniz artık.

Üniversitede yaptığım en iyi ikinci hamle ise 3. sınıfta Erasmus yapmak oldu. Yarım dönem Estonya Tallinn Üniversitesi ve BFM (Baltık Film ve Media Okulu) de eğitim aldım. Kocaeli’de eğitim de fena değildi ama Avrupa’da bu alanda uzmanlaşmış (birkaç dersi BFM aracılığı ile alabiliyorduk ve ders seçebiliyorduk; hatta yüksek lisans dersi bile seçmiştim) bir okulda eğitim görmek ufuk açtı. Birçok ulustan hocalar (Amerikalı, İspanyol…) ve sanatçılar ders veriyordu; sınıflar her millettendi. Farklı görüşler görmek gerçekten muhteşemdi; en güzeli dersi, felsefesini öğrenmek için çabalıyorlardı. Sınav, bas geç değildi kesinlikle. Tabii, o zamanın 2,34 euro kuru ile güzel zamanlarda Avrupa’da pek çok yer ve kültür keşfetme imkanım oldu. En güzel anektot ise o zamanlardan bu blogun temeli atıldı. (İlk ismi Gürültü idi ve Tumblr üzerinden yayınlıyordum; sonra önemli yazıları buraya geçirdim.)

Üniversite’den mezun olmam biraz gecikmeli oldu, Erasmus’ta –kasıtlı– olarak bıraktığım birkaç ders yüzünden okul uzadı. Problem değildi. Bu esnada iş aramaya başladım. Reklamcılık Vakfı Çaylaklar Kampı’na defalarca başvurdum. Hiçbirinden kabul alamadım. 🙂 3 ajansa staj teklifi üzerine e-posta attım. Hiçbiri dönmedi. Bu esnada Twitter’ın yeni hype dönemiydi. Ajansta Stajyer Var adı altında bir anonim hesap yarattım. Reklamları inceledim, yorum yaptım, yazdım da yazdım. Sonra o sıralar Pixelplus Interactive çatısı altında faaliyet gösteren Likeable Istanbul’dan Ali Erkurt’a bir mention gönderdim. Sonrası ise bir rollercoaster misali devam etti… Aslında staj kapmak için bir taş atmak, adım atmak çok zor değil.

Görüşmeden sonra para vesaire konuşmadan işe başladım. (Tabii ki parasız stajyerlik yaptırmadılar, sağ olsunlar.) 3-4 ay sonra stajyerlikten de kurtulup Türkiye ve Global’den büyük markalardan sorumlu olmuştum. 5 yıllık Pixelplus serüvenimde sosyal medya içerik üretimi, influencer iş birlikleri, kampanya yaratma, strateji oluşturma, sosyal medya reklamları, e-mailing, blog yönetimi, website tasarımı hatta prodüksiyon gibi pek çok konu üzerinde çalışma fırsatı buldum; bir sürü de ödüllerim oldu. (Şükür moment.)

Değişiklik vakti geldiğinde pek çok ajans ile görüşme yaparken tesadüfen Türk Hava Yolları Kurumsal İletişim Uzmanı ilanına da başvurmuştum. Yalan yok, talip çok olunca şansımın az olduğunu biliyordum ama insanın hep şansını kendi yarattığını düşünürüm. Kapıyı çalmadan o kapının açılmasını beklemek aptallıktan başka bir şey değil, bence. 6 aylık uzun bir serüvenin sonunda kendimi kurumsal hayatta buldum.

Ajanstım, müşteri oldum.

Halen bu ortaklıkta çalıştığım için buraya çok girmeyeceğim ama kısa bir 5 yıl daha geçti; 5 yıla pek çok reklam filmi, 2x Super Bowl reklamı, yılın kampanyaları, havacılık tarihinde pek çok ilk gibi projelerde yer alma fırsatım oldu. Projelerime, kazandığım ödüllere LinkedIn hesabımdan ulaşabilirsiniz.

Hikayem kısaca bu ama daha da kısa olsun; peki nasıl reklamcı oldum? 10 adımda aşağıda:

  1. Bilgiye hep aç oldum, hep öğrenmek için çabaladım.
  2. Kendimi hiç yeterli bulmadım, her zaman daha iyisi olduğunu bildim.
  3. Profesyonel davrandım. Duygusal düşünmedim.
  4. Çok iyi gözlem yaptım. Toplumu, kitleleri iyi analiz ettim; gerektiğinde kategorize ettim.
  5. İyi müzik dinledim, bol okudum, çok izledim, hep gezdim ve keşfettim.
  6. İşten hiç kaçmadım, konfor alanımı hep bozdum. Konfor alanı sizi köreltir.
  7. İngilizcem hiçbir zaman advanced olmadı ama intermediate’nın altına da inmedi. İşimi çok rahat yapabildim.
  8. Gündemi sıkı takip ettim, genel kültür seviyemi hep en üstte tutmaya çalıştım.
  9. İnsan ilişkilerimi iyi ve çevremi geniş tutmaya çalıştım. CV’im her zaman güncel ve çok iyi tasarlanmış bir şekildeydi. (Bununla ilgili bir yazımız var.)
  10. En önemlisi hatalarımdan ders çıkardım, durumu sorguladım ve asla aynı hatayı ikinci kez yapmamaya azami özen gösterdim.

Aslında çok basit ama ortam kötü. Kendi fırsatınızı yaratmayı bilirseniz, her şey çok kolay.

Reklamcı arkadaşlar, reklamcı olmak isteyen genç dostlar, reklamcılık okuyacak çocuklar; sorunuz olursa aşağıya yazın elimden geldiğince cevaplamak isterim. Özel olarak danışacağım derseniz, bana LinkedIn‘den de ulaşabilirsiniz.

Sağlıcakla kalın, gerisi hallolur.

Önerilen Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir