Macaristan’ın Minnoşu: Szeged

Budapeşte’yi gezdiğiniz birkaç gün daha vaktiniz var. “Macaristan’dan da çok uzaklaşmayalım.” dediniz, o zaman ülkenin en şirin şehirlerinden birini ziyaret etmeye ne dersiniz: Szeged! Şehir aşırı turistik bir yer değil, hani “kafa dinleme“, “sakinlik” tatili diye Brugge‘den bahsetmiştik. Oraya bir tane daha ekleyelim.

Ülkenin Sırbistan sınırına yakın küçük şehri olan Szeged’e Budapeşte’den tren ile ulaşabiliyorsunuz. Tren istasyonundan bindikten sonra varacağınız noktaya kadar yeşil ovalar, çiftlikler size eşlik ediyor. Tıngır mıngır yaklaşık olarak 1 buçuk-2 saat saatlik bir yolculuktan sonra Szeged Tren İstasyonu’na varmış oluyorsunuz.

Szeged Tren İstasyonu’nun hemen önünden tramvay ve otobüs kalkıyor.

Daha bitmedi! Bu arada başka bir ulaşım yolu daha var: Biz dönerken kullandık. Oszkár yani bizim bildiğimiz versiyonu ile BlaBlaCar. Yalnız sitesi Macarca, bir bilene danışın. Biz tek başımıza yapamazdık. 🙁

Szeged’de Gezilecek Yerler

Szeged Üniversitesi

Üniversitenin şöyle bir ünü var: Albert Szent Györgyi, C vitamini keşfeden kişiymiş. Bu da üniversitenin gurur kaynağı olmaya yetiyor da artıyor. Kapısında kendisinin heykelini görmeniz mümkün.

Albert Szent Györgyi Heykeli

Kahramanlar Kapısı

Birinci Dünya Savaşı’ndaki askerlerin anısına yapılan bu kapıyı görmek ve incelemek güzel bir fikir.

Kapının iç tarafından bir kare. Karşıdan baktığınızda da ayrı bir güzel. İlerleyen günlerde Instagram hesabımızda paylaşacağız. Takipte kalın!

Tisza Nehri

Şehri hemen hemen ikiye bölen sakin nehir, bahar ve kış aylarında baya coşkuluymuş hatta yandaki yola kadar geliyormuş.

Panoramik sevenlere gelsin!

Baharın sonunda gittiğimiz için en az şehir kadar huzur verici görünüyor. Kıyısında oturup minik bir piknik yapmak çok mantıklı.

Bursaspor ile kardeş takım, Bursa ile kardeş şehir olabilirler mi acep?

Hatta piknikten öteye gidip işi sanata dökenler bile var… 🙂

Szeged Sinagogu

Maalesef içine giremedik ama fırsatınız olursa içeri doğru bir kafanızı uzatın. Dış mimarisindeki detaycılık içeride var mı bizim için bakın, bize yazarsanız ve fotoğraf gönderirseniz “Hayır!” demeyiz merak etmeyin. 🙂

Anna Thermal Bath

Dışarıdan baktığınızda Osmanlı Mimarisine ve Eski Türk yapılarına çok benziyor. Aynı Budapeşte’de termaller gibi ama daha küçüğü. Özellikle akşamları giderseniz daha sakin ve ucuz oluyormuş. Biz gittik, çok da memnun kaldık. Fotoğrafımız yok ama yerini sizin için aşağı bıraktık.

Su Kuleleri

Szent (saint) István (stephen) Tér (avenue)  meydanında bulunan Su Kulesi ise Szeged manzarasını izlemek için gayet ideal ama her zaman açık olmuyor. Bu arada bu meydandaki kadar olmasa da Szeged’in birçok yerinde su kuleleri mevcut. Tek tip olmamaları, estetik açıdan farklılaşmaları hoş olmuş.

Su kulesi yapacaksak bir şeklimiz olsun demişler sanki!

Belvárosi Híd

Tisza Nehri üzerindeki en büyük köprü. Buradan biraz şehri biraz da akan suları seyredebilirsiniz ayrıca şehrin karşı kıyısındaki yeşillikleri ve parkları (Mesela aşağıdaki fotoğraftaki gibi…) görmek için de bu köprüyü kullanabilirsiniz. Bu köprü, şehrin belvaros (yani merkezi) ile ujszeged‘i (yeni Szeged’i) bağlıyor. Köprünün karşı bölgesi Ujszeged olarak adlandırılıyormuş. Bu arada park demişken çok güzel, yeşilin bir sürü tonunu içeren parklar var. Şöyle bırakalım da siz de biraz yükselin…

Binbir tonu ile Szeged. Burası Holt-maros diye geçiyormuş. Halk arasında “Maros” diye söylenirmiş. Bunlar hep lokal bilgiler. 😉

Dom Meydanı ve Szeged Kilisesi

Dom Meydanı’ndaki kilise ise Szeged’in en büyük kilisesi konumdaç İçindeki pastel renkler ile tasvir edilen resimler, diğer kiliselerde gördüklerimizden çok farklı bir tarzda…

Szeged’in en büyük kilisesini tek kareye sığdırmakta zorlandığımız anlardan biri.

Szeged’de Neler Yenir?

Marhapörkölt


Marhapörkölt menüsü, yanında acı biber dilimleri de veriyorlar.

Güveçte Sığır Yahnisi gibi bir şey Türkçe karşılığı. Marha (Sığır), pörkölt de (yahni ya da güveç) anlamına geliyor diye hatırlıyoruz. Yanındaki sarı renkli gördüğünüz karbonhidrat yüklü yemek ise Galuska dedikleri bişi, o coğrafyada yaygınmış.

Kürtőskalács 

Kürt böreği (küt böreği) ile hiç alakası olmayan. Bir tür sıcak sıcak elde yenilen tatlı. Madem isminden konuya girdik, ufak bir aydınlatma yapalım: “Kürt” aslında bir tür müzik aleti, sanırız Türkçesi korno İngilizcesi “French Horn” ama ayrıca bu gemilerde ses veren şey var ya siren mi artık neyse veya savaşlarda öttürülen borazan o anlama geliyor. Tatlının tipi öyle olunca borazanımsı anlamında “Kürtös” deniyor. “Kalacs” kısmı için “Scone” deniliyor. Türkçesi bildiğimiz çörek gibi bir şey… Böyle bir şey işte. Ortamlarda hava atarsınız artık.

Çek Cumhuriyet’inde Trdelník olarak geçiyormuş ve kendilerine ait olduklarını ileri sürüyorlarmış. Biz karışmayız, savaş falan çıkar sonra Avrupa’da kartlar yeniden dağıtılır. Biz yiyiciyiz amirim! 🙂 Bir sürü çeşidi var ama biz tarçınlısına bayıldık! Mutlaka deneyin.

Dipnotlar

  • Szeged’in okunuşu “ZEGED” değil, “SEGED” şeklinde olacak.
  • Para birimi olarak Forint kullanılıyor. Euro’ya göre daha insaflı bir para birimi. Vize şart olsa da buradan bir nebze olsun kurtabilirsiniz.
Forint nasıl bir para derseniz, yukarıda bir tutam örneği.
  • Şehirde çok fazla festival oluyormuş. Bizimki Mayıs ayında gittiğimiz Şarap Festivali (Szegedi Borfesztivál) idi. 10 gün kadar sürüyor. -Küçük bir parantez açalım 2019’da 17 Mayıs ve 26 Mayıs tarihleri arasında olacakmış.- Bu festivallere ücretsiz olarak katılabilirsiniz zaten çoğu sokak festivali. Etkinlikleri, stantları ve insanları ile çok güzel hatta yukarıda bahsettiğimiz Belvárosi Köprüsü de trafiğe kapatılıyor. Tatilinizi bu zamanlara denk getirirseniz daha çok eğlenirsiniz çünkü en güzel ve en görülmesi gereken festivalmiş, bizden naçizane tavsiye.
  • Uçak biletini gayet uyguna Türk Hava Yolları’ndan bulduk. İndirim dönemini yakalarsanız, şanslısınız. Ek olarak Wizz Air uçuyordu ama sanırım uçuşları kapattılar. Ona da bir bakabilirsiniz.
  • Biz çok vakit geçirmedik ama Erzsébet-Liget Parkı var Belvárosi Köprüsü’nü geçtiğinizde hemen karşınıza çıkıyor. Maros’a giderken buraya uğrayabilirsiniz.
  • Bir de üniversite kütüphanesi, Orta Avrupa’da oldukça biliniyormuş. İçine girme fırsatımız oldu çok büyük ve modern. Karşısında 2-3 tane cafe, pub tadında mekanlar var. İsimleri Nyugi, Pivo ve bir diğeri de Campus. Bunlarla oradaki öğrencilerle birlikte vakit geçirebilirsiniz. Çok canlı bir alan. Tabii konu öğrenciler olduğu için oldukça uygun fiyata yiyip, içebilirsiniz. İlgilisine şöyle örnek verelim: 200-300 Forint’e (4-6 TL) 50’lik bira içebiliyormuşsunuz.
Nyugi’nin yaratıcı duvarı.

Bu gezi yazısını ise bize en güzel misafirliği sağlayan Murat Işık’a ithaf ediyoruz. O olmasaydı, bu gezi de olmazdı. 🙂

Önerilen Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir