Arenaya Hoş Geldiniz: Roma

Hristiyanlar için kadim, gladyatörler için gururun kazanıldığı şehir, aşıklar için totem yeri, yemek severler için haklı kalorilerin merkezi, sanatseverler için açık hava müzesi… Kısaca herkesin kendinden bir şeyler bulduğu dünya başkentlerinden biri: Roma!

Bu tarih kokan, her tarafında hareket ile kendi dokusunu oluşturan şehri tabii ki 2 günde gezmek mümkün değil. İdeali 4 gün gibi duruyor, tabii bu sizin hızınıza ya da bir yerde ne kadar vakit geçirdiğinize bağlı olarak değişiyor hatta biz birkaç defa geldik. Neyse, lafı uzatmadan isterseniz başlayalım…

Roma’da Nereler Gezilir?

Roma aslında çok büyük olmasına rağmen çoğu önemli yer birbirine yakın eğer -bizim gibi- bölgeleri ve zamanlamaları hesaba katarak günlere ayırırsanız rahat edersiniz ve herhangi bir yeri atlamamış olursunuz.

Vatikan

Buraya Castel Sant Angelo’u da dahil edersek bir gününüzü alabilir. Önden uyaralım.

St. Pietro Meydanı ve Aziz Petrus Bazilikası

Meydan tabii halka ve ibadete açık olduğu için ücretsiz hatta belli günler Papa halkı selamlıyormuş. Bunu sitesinden takip edebilirsiniz. Bazilikaya girerken kıyafetinize biraz dikkat etmeniz gerekiyor. Hani olur da yazın falan giderseniz; şort, askılı elbiselerle almıyorlar içeri.

Meydandan, Aziz Petrus Bazilikası.

Şimdi içeri girdiniz, muazzam bir sanat şölenine hazır olun. “Bunca yıl yurt dışında kilise gezdik ama bu kadar ihtişamlısına rastlamadık desek” yeri.
Görkem ve anlam bolluğunda kaybolup gittik. Saatlerce, günlerce hatta haftalarca oturup incelesek bile kaçıracağımız sürüce detay olurdu, eminiz.


Kimi figürler ve boyamalar bizim bilmediğimiz kim bilir ne anlamlara geliyordur diye düşünmeden edemedik.

Vatikan Müzesi

Buraya kadar gelmişsiniz sakın girmemezlik etmeyin. Dünya üzerinde MoMA, Hermitage, Louvre kadar önemli. Milada kadar varan eserler var, E SONUÇTA ROMA! Çok da spoiler vermeden haydi sizi gaza getirecek ufak bir tur yapalım.

Rome Pass’in Vatikan’da işe yaramadığını çünkü oranın İtalya olmadığını bir kez daha size hatırlatmak isteriz. Müzeye giriş ücreti: 16 € ama verdiğiniz her cent’e değiyor. Çıktıktan sonra şüphe bile duymazsınız. Neler görmedik ki; Raphael’in Atina Okulu, Sistine Şapeli, Adem’in Yaratılışı Freski (Fresk, Sistine Şapeli’nde olup fotoğraf çektirmek kesinlikle ama kesinlikle yasak.) ve daha nicesi. Müze gerçekten bitmek bilmiyor. Mısır tarihinden günümüze kadar her tarihten her kültürden eserler görmek mümkün. Öyle bir kaç saatte gezilebilecek bir yer değil. Ayrıca Vatikan çevresinde müze için tur düzenleyen firmalar var, fiyatları biraz tuzlu ama normal bilet ile girilmeyen bölümlere girilebiliyormuş. (Bunlar hep duyum işte.)

Castel Sant Angelo

Vatikan’dan çok uzakta değil. Buraya giriş ücretliydi. Fakat şimdi ücretini tam olarak hatırlayamadık. Yapının asıl amacı; Roma İmparatoru Hadrian tarafından kendisine aile bireylerine anıt mezar olması için yaptırılmasıdır. Bizim açımdan önemli olan şey; şehri panoramik olarak seyredebileceğiniz bir yüksekliğinin olması. 

Castel Sant Angelo’nun çatısından Aziz Petrus Bazilikası ve Vatikan.

Bu güzel görüntülerin üzerine şehirden yükselen çan sesleri de eklenince gerçeküstü bir ambiyans oluşuyor.

Kolezyum

Roma’nın sembollerinden biri olduğu aşikar. Buraya da giriş ücretli lakin Rome Pass ile ücretsiz giriş hakkımızı kullandık ve o uzun bekleme kuyruğundan da kurtulmuş olduk.

Büyük bir kısmının yıkıldığını düşünürsek ne kadar heybetli ve olağanüstü olduğunu hayal edebilirsiniz, modern çağa göre bile!

Bu arada Kolezyum çevresinde fotoğraf çektirmek için bekleyen Gladyatör kılıklı adamlar var. Bizden size tavsiye; yapmayın, etmeyin euro’larınızdan olmayın. Yine de siz bilirsiniz. : ) 

Galleria Borghese

Merkeze biraz uzak olmasına rağmen Borghese Galerisi’ne geldik. Çünkü bu galerinin çok nadide eserler barındırdığını biliyorduk ancak rezervasyon yaptırmamız gerekiyormuş ve en erken rezervasyonun dört gün sonrasına olduğunu duyduğumuzda biraz hayal kırıklığına uğramadık değil. 🙁 Olsun, bahçesindeki çimlerde biraz dinlenme fırsatı bulduk. 

İspanyol Merdivenleri

İspanyol Merdivenlerinde biraz oturup, muhabbet edip, güneşlendikten sonra yolunuza devam edebiliriz. Hınca hınç mahşeri bir kalabalık oluyor.

Turist Ömer’in Boğa Güreşçisi filmindeki gibi bağırın; İspanyol, İspanyol!

Aşk Çeşmesi

Çaresiz aşıklar için umudun yeri… 🙂 (Siz sakın ekibimizin bir kısmı gibi vizyonsuz olup Türk Lirası atmayın!) Bu arada sadece para atıp, fotoğraf çekip dönmeyin. İtalyanın en önemli yazarlarının heykellerini inceleyin hatta bir de akşam görün burayı.

Çeşmede yer alan heykeller; Dante Alighieri, Francesco Petrarch ve Giovanni Boccaccio.

Panteon

Milattan hemen sonra Pagan Roma tanrıları için yaptırılan Pantheon, neredeyse iki bin yıl boyunca çok güzel korunmuş. İhtişamı da sizi ilk anda etkiliyor. Kubbesindeki tek ışık kaynağı deliğin genişliği ise yaklaşık 8 metre. İçeri de çok sessiz olmanız gerekiyor, zaten sürekli olarak “Silenzio” uyarısı alıyorsunuz.

Vittoro Emoniele II Anıtı

İkinci günü; Vittorio Emanuele II abidesini karşısından seyrederek bitirdik. Bu abide, Sacconi tarafından Birleşmiş İtalya Krallığının ilk Kralı Vittorio Emanuele II’yi onurlandırmak için yapılmış. Kolezyum’a çok yakın olduğunu söyleyebiliriz. 

Meydanlar

Piazza Novano

Birçok sokak sanatçısının bulunduğu uğranılması gereken meydanlardan biri. Hatta komik bir gösteri bile izledik.

Piazza Del Popolo, Piazza Venezia ise diğer meşhur meydanları aynı Novano gibiler yol üstünde ise buralardan geçebilirsiniz.

Roma’da Neler Yenir?

Makarna, pizza, tiramisu ve kalorili olarak her şey… Meşhur yerler haricinde sokak aralarındaki yerleri de denemenizi öneriyoruz.

Taverna Lino

Vatikan Müzesi yakınlarında yer alan bu şirin restoran da yemekler (Pizza) güzel ama ayrı ayrı hesap ödememizi kabul etmediler ve %15 gibi bir zorunlu bahşiş aldılar.

Scholars Lounge

Piazza Venezia ve Pantheon’a yakın yerde büyük bir Irish Pub. Biz hem akşam keyif yapmak hem de maç izlemek için kullandık çünkü en güzel maç izlenecek yerlerden biridir Irish Pub’lar. Bunu blog’da çok defa bahsetmiştik. 🙂

Roma’da Nerede Kalınır?

Furio Camillo Mahallesi

Şehir merkezindeki oteller, hosteller biraz tuzlu olabiliyor bu sebeple birkaç mahalle dışa çıkabilirsiniz. Zaten haritadan baktığınızda Roma bölgelere ayrılmış bir metropol. Biz Furio Camillo bölgesini seçtik, birkaç metro durağı uzakta olup hızlıca şehir merkezine ulaşabiliyorsunuz. Tavsiye ederiz. Hem kendinizi İtalyan mahallelerinde bulur lokal insanların yaşayışlarını da görebilirsiniz. Gezmek, görmek biraz da böyle bir şey, değil mi zaten!

Her bir köşesinden tarih akıyor. Biz gittik, gördük darısı sizin başınıza! (Burada göremediğiniz diğer fotoğraflara da Instagram hesabımızdan ulaşabilirsiniz.) Bol bol fotoğraf çekin, yukarıda söylediğimiz gibi bu arkadaşlara da para kaptırmayın! 🙂

Önerilen Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir