Pandemi Tatili: Gökçeada

Aylardır evdeyiz, dışarı çıktık mı mümkün mertebe insanın az olduğu parklara ya da sahillere gidiyoruz. Ne kafede ne de restoranda oturacak rahatımız kaldı. Tiflis tatilimizi seneye ertelemek zorunda kaldık. İkinci dalga gelir mi gelmez mi bilemedik ama en azından küçük bir tatil kaçamağına ihtiyacımız vardı. O da Gökçeada oldu!

Gökçeada’ya ulaşım konusunda Şarköy ile Keşan arasındaki gri yolu tercih etmemenizi öneririz çünkü yol tek şerit ve çok çukurlu. O bölgede çok inşaat kamyonu çalıştığı için o eziyeti biz çektik, siz etmeyin.

Bu arada başlamadan söyleyelim geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda çokça insan, feribotu işleten Gestaş tarafından baya mağdur olmuş. Normal zamanlarda süreç web sitesi üzerinden rezervasyon üzerinden işliyormuş. Rezervasyonu olan sırasın önüne, hakkı olan yere geçiyormuş. Anladığımız kadarıyla bu sene onu kaldırmışlar.

21. yüzyılda dijitalleşemeyen ve talebi yönetemeyen Gestaş’a selam olsun. Neden mi?

Cuma günü giderken 19.00 feribotu için 18.25 gibi Kabatepe Limanı’ndaydık ve yükleme tamamlandığında feribotun arka kısmı boş kalmıştı ama Pazar günü Gökçeada – Kuzu Limanı’ndan dönerken 14.30’da girdiğimiz sıraya saat 19.00 feribotu ile karşıya geçebildik. Sıra bekleme alanı zaten tam bir kaos, profesyonellikten bu kadar uzak bir yer olur. (Bu arada feribot yaklaşık olarak bir buçuk saat sürüyor. Aracınızla gelirken buna dikkat etmelisiniz.)

Bu konuya neden bu kadar değindik çünkü bu adaya giriş ve çıkış için Gestaş’a mahkumsunuz. Başka bir alternatifiniz yok maalesef.

Aracınızla güneşin altında orada vakit geçirmek için yiyecek, içecek, şarj ve türevi destek ekipmanların olması da gerekiyor. 🙂 Bu arada tek yönün fiyatı 65 TL. Neyse adaya girdiysek devam edelim…

Biz Şahika Konukevi‘nde kaldık. Gökçeada Merkez’de bir tepede yer alıyor. Adadaki –gördüğümüz– tek benzin istasyonu olan Petrol Ofisi’nin arkasındaki toprak yoldan ulaşıyorsunuz. Kahvaltıyı kendileri servis ediyorlar. Oldukça lezzetli. Masa düzenleri ne çok uzak ne çok yakın. Zaten dışarıda da masalar var ama bazen çok rüzgârlı olabiliyor. 900 TL gibi bir fiyat ödedik.

Gökçeada’da Yapılacak Şeyler

Yıldız Koyu’nda mutlaka bir de gece gidip yıldızları seyredin.

Adayı sarmalayan binbir çeşit koyda denizin keyfini çıkarın. Türkiye’nin en batı noktası İnce Burun, Gizli Liman ve hemen devamındaki Uğurlu Plajı (yalnız Uğurlu Plajı’nın Gizli Liman’a yakın kısmı) çok çok başarılı yerler. Rüzgâr ve dalga çok çok daha az. Taşlık ama acıtmıyor zaten denizin ve koyların taşlık olması daha mantıklı aksi takdirde rüzgârda kum dayağı yiyorsunuz. 😀 Ertesi gün Kefalos ve o taraftaki küçük bir koyda bu kanıya vardık. Bu yüzden sakin bir deniz arıyorsanız adanın Güneybatı tarafını tercih etmenizi öneririz. Ayrıca bu tarafta insan sayısı daha az. (Laz Koyu ve Kefalos‘da çok fazla insan vardı âdeta – coronavirüs yayma partisi gibi…) Eğer sakinlik arıyorsanız Kapıkaya Plajı‘nı da deneyebilirsiniz.

Bu arada plaj şemsiyesi götürecekseniz, ip-ağırlık ve benzeri sağlamlaştırıcı şeyleri de düşünmeniz gerekiyor. Yine rüzgâr diyoruz. 🙁

Hazır Kefalos tarafına geldiyseniz Kaya Mezarları‘na da uğramayı unutmayın.

Köylerde tarihi koklayın, adaya özgü tatları deneyin.

Zeytinli Köyü en popüler köy diyebiliriz. Merkeze 3 kilometre falan, adı gibi zeytin ağaçları ile yamaca kurulmuş bir köy. Daha çok Rum vatandaşların yaşadığı bir köy. Dibek kahvesi ile nam salmış. Burada Barba Hristo Tatlıları, Madam’ın Dibek Kahvesi gidilmesi ve denenmesi gereken yerler ama biz gittiğimizde kapalıydı. Sanırız COVID19 yüzünden… Onun yerine Sıcak Kahve Phaedra‘da Rum usülü frappe içtik. Bahsetmeden geçmeyelim bazı köylere araba ile girilmiyor. Zeytinli de bunlardan biri. Otoparkı var girişinde, 7 TL.

Terk edilmen resmi: Dereköy. Burada o terk edilmiş evleri fotoğraflamak için durduk. Ayrıca burada mola vermek isterseniz çok şirin bir yer var: Kalyopi Köy Evi.

Bir diğeri ise Tepeköy. Adanın en yükseğe kurulmuş Rum köyü. Burada çokça akşam yemek yiyip eğlenebileceğiniz taverna ve meyhane var ama biz tercihimizi Kaleköy’deki Imroz Poseidon’dan yana kullandık. Siz Tepeköy’de bir yer denerseniz, bizimle paylaşmayı unutmayın. 😉

Gündüz gözü ile giderseniz köyün biraz daha ilerisinde kalan Pınarbaşı Çınaraltı mevkiinde adanın en güzel manzaralarından birini görüyorsunuz. Semadirek Adası’nı bulutları ve ucsuz bucaksız mavilikleri… Bununla beraber seyir yerinde 600 küsür yıllık tarihi bir çınar ağacı da sizi karşılıyor olacak.

Kaleköy, Gökçeada’nın merkezine yakın köylerden biri. İki bölüme ayrılıyor: Aşağı ve Yukarı Kaleköy. Aşağı Kaleköy yaz gecelerinde hareketli bi’ yermiş ama oldukça küçük bir cadde boyunca uzanan mekanlar silsilesi olarak düşünebilirsiniz. Burada Ata Demirer ile ünlenen Eleni Meyhanesi var. Yukarı Kaleköy ise kale kalıntılarının bulunduğu aynı zamanda yemek yediğimiz Imroz Poseidon‘un bulunduğu taraf. Kale kısmı gün batımında bayağı kalabalık oluyor.

Imroz Poseidon‘dan bahsedelim. Burası bayağı revaçta olan bir yer. Biz Yakamoz Restaurant ile burası arasında kaldık. Sonra Imroz Poseidon’un daha iyi olacağını düşündük. Öncelikle 4-5 gün öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor yoksa yer bulamama gibi bir ihtimaliniz var. Buraya numarasını da bırakalım: 0 (553) 410 34 62) Makul seviyede müzik, ayrıca menüsü oldukça geniş; zeytinyağlı mezeler 20 TL, balık mezeler 35 TL, ara sıcaklar 60 TL civarında, ana yemeklerin kilosu ise günün balığına göre değişiyor. Meze porsiyonları oldukça doyurucu. Bir ana yemek ve 4 meze aldık gayet de yetti. 355 TL gibi bir hesap ödedik. Bu arada araba ile yakınına kadar çıkabiliyorsunuz otopark girişi 7 TL. Sadece balık birazcık yağlı idi ama çok doğru bir seçim yaptık. Eğer alkol alacaksanız, Kaleköy Gökçeada merkez arası radar ve çevirme oluyor. Ona göre hareket etmenizi öneririz.

Masalar biraz yakın birbirlerine ama gittiğimiz en sessiz sakin, en huzurlu meyhane olabilir.

Bademli ve Yeni Bademli ise Kaleköy yolunda sağ tarafta kalan iki yerleşim yeri. Açıkçası Yeni Bademli’de hiçbir şey yok. Pansiyonlar vs. ağırlıklı olmak üzere sıradan yeni bir yerleşim yeri ama Eski Bademli Rum evleriyle mutlaka gezilmesi gereken bir yer. Köyün en tepesinde bir otopark bulunuyor, aracınızı oraya bırakabilirsiniz.

Dar sokakları ile gayet şirin bir yerleşim yeri. Buradan da gün batımı güzelce seyredilebiliyormuş ama biz denemedik.

Gökçeada Merkez’i ise türlü ihtiyaçlarınızı karşılamak için kullanabilirsiniz. Merkezde A101, BİM, Migros gibi alışveriş yerlerini bulabilirsiniz. Merkezin de merkezinde ücretsiz bir otopark var arabanızı buraya bırakabilirsiniz. Merkezden hediyelik eşya almak isterseniz Kokina El Sanatları‘na bakabilirsiniz. Eğer yemelik hediye istiyorsanız Efibadem‘den kurabiye ya da Ada Rüzgarı Doğal ve Yöresel Ürünleri‘nden süt reçeli, salça, kahve ve türevi şeyler de alabilirsiniz. Yemek demişken merkezde atıştırmak isterseniz, bizim gittiğimiz Mina Cafe‘ye oturabilirsiniz. Yeri hemen Ada Rüzgârı’nın yanında. Rumlar tarafından işletiliyor. Rum pizzası da lezzetliydi. Fiyatını soracak olarusanız iki kişilik pizzaya 45 TL verdik. Bu arada pazar günleri otoparkın hemen karşısında bir pazar var. Gidin, koklayın, tadın.

Bizim araştırdığımız ama deneyemediğimiz bazı şeyleri de buraya ekliyoruz, sonrasında karar sizin: Şirinköy buraya gitmeye gerek olmadığını düşündük çünkü araştırırken oldukça sıradan bir köy olduğunu fark ettik. Buraya da zamanımız kısıtlı olduğu için gidemedik ama Peynir Kayalıkları ise karadan ulaşılamayan deniz yoluyla gidilebilen bir yer. Burada da zaman kısıtımız dolayısıyla yapamadık ama gidilip görülmesi gereken bir yer olduğunu düşünüyoruz. Kefalos tarafında Tuz Gölü güzel bir seçenek olabilir. Marmaros Şelalesi iyi bir terich deniyor ama yazın su az aktığı için etkileyiciliği bir tık düşüyor anladığımız kadarıyla, yazın gidilecek yerler arasında olmaktan çıkabilir burası. Sizin yine de aklınızda olsun.

Araba ile bol bol durup fotoğraf çekeceksiniz, buna hazırlıklı olun. Gökçeada’ya mutlaka araba ile gitmeniz gerekiyor. Bozcaada daha küçük bir ada olduğu için ulaşım kolay ama burası büyük bir cennet.

Bizden şimdilik bu kadar. Bir süre Misakımillî sınırlarda temiz, sakin tatil arayışlarında olacağız gibi görünüyor eğer öneriniz olursa bekleriz. Bu arada söylemeden geçmeyelim ada yollarında çalışma vardı. Ek olarak yollar virajlı ve uçurumlu. Acemi şoförler bir kez daha düşünsün deriz. Yoldan bahsetmişken biz aracımızı Budget’tan kiraladık. 3 günlük kira yaklaşık olarak 850 TL + 500 Depozito ücretlendirmesi oldu. Günlük 500 km limiti olsa da geri dönüşte toplam kilometre olan 1.500’e bakılıyor.

Kendinize güveniyorsanız Gökçeada yollarına atılın.

Sağlıcakla kalın.

Önerilen Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir