Datça: Saklayın Burayı

Datça tatilimiz üzerinden bir iki ay geçti. Son yangınlardan sonra o bölge ne durumda bilmiyoruz ama Datça Belediyesi’ni Twitter‘da takip ettiğimiz kadarıyla Manavgat kadar etkilenmedi diye biliyoruz. İlla cenneti yurt dışında aramayalım. Ege’yi koruyalım çünkü her köşesi ayrı bi’ cennet. Biz deneyimlerimizi paylaşmaya başlayalım.

Datça’da Konaklama

Biz Aria Doria Hotel adında butik bir tesiste kaldık. Datça merkeze yürüyerek 15 dakika, sakin bir sırta yakın yerde. Merkezden biraz mesafeli olması sessizliği beraberinde getiriyor. Bu arada çatı katı oda istemiştik. Gelmeden önce çatı katında bazı yerlerin alçak olabileceği ve uzun boyluysanız sıkıntı yaşayabileceğimizi söylediler. Değiştirme talebinde bulundular. Kapının önünde otoparkı var. Balayı için geldiğimiz için odamıza küçük bir hediye bırakmışlar.

Tesis temiz, sabah kahvaltısı ve yemekleri oldukça başarılıydı. Çalışanları ilgili, samimi ve güler yüzlüydü hatta bir gece yemek için ayarladığımız mekanı arayıp misafirlerimiz gelecek diye önden bilgi verdiler. Hangi büklere gitmemiz gerektiği, nasıl rota çizmemiz gerektiği konularında önerilerde bulundular. Küçük ama güzel jestlerdi. Alican Bey’e buradan selam olsun. Teşekkür ederiz.

Datça’nın Bükleri

Öncelikle şunu söyleyelim. Biz okul sezonu kapanmadan 20 Haziran gibi geldiğimiz için için çoğu yere sakin diyeceğiz. Bilginiz olsun. Sonra “Lebaleb doluydu, kandırdınız bizi.” derseniz üzülürüz. 🙂

Datça’nın denizi genel anlamda taşlık olduğunu gelmeden önce okumuş ve görmüştük. Deniz ayakkabısı alsak mı diye tereddüt etmedik değil. Ayakkabısız geçti tüm tatil, hiç de keşke alsak dediğimiz olmadı ama mutlaka deniz gözlüğü alınız.

Kargı Koyu

Sakin bir koy. Datça merkeze en yakın koylardan biri olduğu için biraz kalabalık olur. 10 TL gibi bir otopark ücreti var. Denizi güzel eğer zamanınız az ise burada takılıp Datça’ya dönebilirsiniz. Mesela çıkış günü sabah erkenden gelmek gibi. Burada otopark alanında özellikle yaşlıca kampçılar da vardı. Şezlonglara para ödemedik.

Hayıtbükü Koyu

Burası da nispeten sakin bir koy, özellikle çocuklu aileler için ideal bir yer. Şezlonglara para istemediler.

Palamutbükü – Akvaryum Koyu

Datça’da girdiğimiz en güzel deniz. Palamutbükü’ne gelmeden hemen solda kalıyor. Böyle sola doğru viraj dönmeden solda ya yol kenarında araçları görürseniz anlayın ki doğru yerdesiniz. Tam lokasyonu buraya bırakıyoruz. Amme hizmeti budur işte!

Araçları bırakacağınız ağaç altları var eğer dolu ise yol kenarına da bırakabilirsiniz. Koy oldukça küçük bir iki dik patika yokuştan iniyorsunuz. Yanınıza hasır benzeri bir şey alırsanız rahat ederseniz, kumsal büyük taşlardan oluşuyor. Birkaç kaya ve kuytu var. Kendinize gölge yapabilirsiniz. Koyda birkaç büyük kayalık var, bunlardan açığa doğru da atlayabilirsiniz. Cennet ya, mutlaka erkenden gidin kamp yapanlar haricinde az insan ile koyun tadını çıkarırsınız.

Palamutbükü

Gelelim Datça’nın en popüler koyuna. En büyük ve en geniş koy bu olsa gerek. İstediğiniz yerde girebilirsiniz. O kadar güzeldi ki bize Gökçeada‘daki İnce Burun’daki denizi anımsattı. Şezlongları kullandık. Birkaç saat kimse gelip şezlong parası sormadı. Bunu birkaç defa yaşadık. İnsanların para para diye diretmemesi güzeldi. Çıkışta sorduk, öğrendik ve ödedik.

Kısaca Palamutbükü’nde denize girmeden Datça’dan dönmeyin.

Bükleri bitirmeden bir dipnot geçelim: Akçabük‘te kamping alanı ve tesisi var. Bilenler bilir oldukça meşhur. Eğer öyle bir ilginiz varsa burayı tercih edebilirsiniz.

Büklerden Geriye Kalanlar

Rumeli Köfte Ciğer

Ciğer ve köfte yedik. Özellikle ciğeri çok övülüyordu. Yemekler fena değildi ama hizmet geliştirilebilir. Servisten yana sınıfta kaldılar.

Eski Meyhane

Konaklamada bahsetmiştik. Bu yer orası. Çalışanları ve sahipleri çok tatlı insanlar. Gece boyu bizimle ilgilendiler. İkramları da eksik etmediler. Güzel vakit geçirdik. Fiyatları İstanbul piyasasına göre oldukça makuldü. Sahildeki deniz kenarı mekanlar yerine biz daha butik, sakin yerleri seviyoruz. Sizde öyleyseniz tavsiyemizdir.

Tekin Usta

Fazla laf gerek yok o keçi sütlü dondurmalar yenecek. Datça klasiği bal badem kesinlikle denenmeli. İncir, karadut ve limon da çok başarılı. Topu 10 TL.

Roll Coffee House

Bira cenneti. Bir sürü bira seçeneğinden biz madem Datça’dayız dedik ve Knidos‘u tercih ettik. 🙂 Gara Guzu gibi butik bira anladığımız kadarıyla. Balkonda en ön sıra manzaraya karşı çok güzel. Karşıdaki tepelere ve bulutlara günbatımının pembeliği vuruyor. Çalışanları ilgili ve güler yüzlü. Tek sıkıntısı altta çalan canlı müzik. Seveni iseniz bonus, değilseniz yapacak bir şey yok. 🙂

Knidos

Knidos’a uğramadan dönemezdik hatta tesadüfen biz gittiğimiz gün Cüneyt Özdemir oradan Knidos Aslanı‘nın British Museum’a götürülmesi üzerine bir yayın yapıyormuş. Denk gelemedik.

Önce ulaşımdan bahsedelim. Datça merkezden 1 saatten biraz fazla sürüyor. Yollarda meşhur Datça bal-bademi satan teyzeler, dayılar var. Neyse yolumuzdan/konumuzdan sapmayalım. 15 dakika kala yol tek şeride düşüyor ve bazı yerler tek aracın geçebileceği kadar. Gözünüz korkmasın çok kötü değil yollar ama yamaç kenarı eğer çok çok acemi iseniz gündüz vakti gidin. Akşam karanlığı ciddi anlamda riskli olacaktır.

İnsanlar genel olarak günbatımı öncesi gezip, tepelerde gün batımı izleyeme gidiyormuş ama dediğimiz hava karardıktan sonra tepeden inmek ve araç ile dönmek mesele. Ona göre planınızı yapmanızı öneririz.

Knidos ise kalıntıları ile güzel yapılmış ve hazırlanmış bir yer. Çalışmalar devam ediyormuş. Daha da iyi olacağına eminim. Öğretmenlere giriş ücretsiz, normal bilet 14 TL.

Aracı park ettiğiniz yerin karşısındaki koyda denize girmeye gelen çok oluyormuş. Burada denizi de denemelisiniz. Biz denemek ama bir sonrakinde kesinlikle listemizde olacak.

Eski Datça

Aslında genel anlamda “Eski” yerleşimleri hep sevmez miyiz? “Old Town” kafası hep bize büyülü gelmemiş midir? Tallinn Old Town, Eski Foça, Eski Bademli… Say say bitmez. Hele ki Can Yücel ismi de geçiyorsa insan içinden neler geçirmiyor, nasıl beklentiye girmeyelim? …ama ne yazık ki Eski Datça koca bir hayal kırıklığı oldu.

Can Yücel’in evinin önünde fotoğraf çektirebilirsiniz, daha doğrusu kapısının önünde. Onun haricinde dar sokaklarda saçma sapan canlı müziklerin birbirine geçtiği bir yer. Başka hiçbir şey yok. Hediyelik eşya alıp dondurma yiyip dönersiniz. Evet, Eski Datça bu kadar.

İstiklâl Marşı ve Kapanış

Datça tatilimizin sonuna geldik. Dönerken Akyaka‘ya uğrayıp mola verdik. Çok sıcak ve çok kalabalık olduğu için hakkını veremedik. Buraya özel geleceğiz ama bir iki kelam edelim hızlıca.

  • Azmak nehri kıyısı çok kalabalık. Pizza Fellas Akyaka‘da karnınızı doyurabilirsiniz. Pizzaları enfes, yanına da karadut limonatası mis.

Sonra uçağımız Dalaman‘dan olduğu için Dalaman’a doğru dönerken aile dostlarımız oralı olduğu için orada biraz vakit geçirdik. Bize Sarsala Koyu‘nu gezdirdiler. Zenginlerin yatlarını çekip kendi başlarına takıldıkları bu koya kamp atanlar da olmuş. Sakin bir tatil arayanlar bunu Dalaman’da da bulabilir. Buraya da tekrar geleceğiz.

Önerilen Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir